Romantik Komedi

Türkmax’da rastgelen “Romantik Komedi” isimli filmi seyre koyuldum. İlk 15 dakikasında her hangi bir eleştiri yazmayı düşünmediğim halde film ilerledikçe bir yazı yazmam gerektiğini düşündüm. Sık sık karşılaştığım bu filme Türk Sinemasına olan soğuk bakışımdan ötürü bu zamana kadar izlememiştim. Filmlerde ilk 15 dakika içerisinde bir merak veya gerçek bir hedef ortaya atmanız gereklidir. 15 dakika içerisinde bu hedefe ulaşamazsanız daha sonraki safhalarda monotom bir filmden daha fazlası olmaz. İnsanların sadece filmi izlemesini ve bazı duygularını hissetmesini arzuluyorsanız yaşadığınız duyguların zirvesini hesaplamanız gereklidir. Asıl konuyla alakasız sahneler filmlerde oldukça gereksiz oluyor. Bir dizi çekmiyorsunuz ortada ürettiğiniz ürün film, bu sebepten ötürü her dakikanız altın değerinde ve ortada ana hedefe ulaşmak için her saniyeyi iyi değerlendirmeniz gerekiyor.

Devamını Oku

Kaybedenler Kulübü

Türk sinemasına olan küskünlüğüm “Issız Adam” filminden sonra hafif hafif buzlarını eritmeye başlamıştı, fakat bu durum çok kısa sürdü. İnsanların bu denli Türk filmlerine olan beğenilerini anlamakta gerçekten çok güç. Bazı Türk filmlerinin kalitesi, işlenişi şu an için çevrilen bir çok diziden daha kalitesiz. Kaybedenler Kulübü filminde de başladığı anda İstanbul anılarımı ve unutmak istediğim o “duyguları” hatırlatacağını anlamıştım. Bu sebepten ötürü izlerken kendimi 3 – 4 yıl önceye sarmam gerekti, nitekim bu şekilde izlerken daha çok haz alacağımdan emindim. Filmden önce tek istediğim güzel bir 2 saat geçirmekti. Film başladıktan 10 dakika sonra olaya birden anlamsızca eleştiri bakışıyla izlemeye başladım. Bu bakış acısıyla film izlemesi çok gıcıktı. Zevk almak nedense daha zor oluyordu ve 3 hatadan sonra filme tahammül edemiyordum.

Neden filmin başında ki ne konuştuğu yarım yamalak anlaşılan eleman konuştuğu zaman ekranda konuşmalarını yazmalarıydı, işte bu durumu hiç anlamadım. Tam bir anlamsızlık yığını o dakikalarda başlamış ve ekrana adamın konuşmaları gelmeye başlamıştı. Yahu birde oraya “bu izlediğiniz bir filmdir” yazsaydınız. Daha güzel olurdu hatta olaylarda insanların neler düşündüğünü ve daha da güzeli insanlar şu an aşık oldu gibi şeyler.

Devamını Oku

Muhteşem Yüzyıl

Bu kez bir film eleştirisi yerine yakın zamanda Show TV‘de yayınlanmaya başlayan bir dizi olan “Muhteşem Yüzyıl” ismindeki dizi hakkında eleştiri yazısı yazayım istedim. Dizi izlemek yerine keşfedilmemiş filmleri izlemeyi her zaman sevmişimdir. Bu yüzden dizilerle aram her zaman pek renkli olmamıştır. Kamuoyunda fazlasıyla ses getiren Muhteşem Yüzyılı izlemeden sadece haberlerden okuduklarımla ecdadımıza hakaret ettiklerine dair söylemlerle protesto ediliyordu. Eleştirileri “Ecdadına Aşık Olanlar” tarafından abartıldığını düşünüyordum. İzlemeden de ne düşüneceğimi bilmiyordum. Fakat geçmişe yapılan küçük eleştirileri cesaret olarak yorumluyabilirdim. Tüm bu eleştirileri bir kenara bırakıp çayımıda elime alarak izlemeye koyuldum.

Dizi başlanğıçıyla hayaller dünyasında bir yapı içerisinde olduğumu farkettim. Senaristlerin hangi duygu ve düşünce ile kalemi alıp ve aynı zamanda yönetmenin hangi düşünce ufkuyla üzerinde çalıştığını farketmiştim. Elbette bunlar yani senarist ve yönetmen gibi olguların ne düşüneceğinide belirleyen Show TV Yönetimidir. Zaten bu filmin tüm sorumluluğu ve birazdan yazacağım tüm ağır ithamlar kendilerine aittir.

Devamını Oku