Issız Adam

Türk filmlerini bir süre önce izlemeyi bırakmıştım. Hatta izlemeyi bırakmaya karar verdigim o dönemlerde bunun hakkında bir yazı yazmıştım. Yazıda kısaca Türk film sektörünün tamamen para kazanmaya odaklı oldugunu ve hiç bir şekilde sanat ile uzaktan yakından alakası olmadıgını söylemiştim. Fakat yakın zamana kadar ufak ufak güzel filmler çıkmaya başladı. Issız adamın ilk 1 saatini izleyen birisi filmden çok fazla zevk alacağını sanmam hatta filmlerin ciddi bir rakamında öyledir. Son 20 dakikası için alt yapıyı tam 1 saatte atan Issız Adam son 20 dakikada duygularımı hissetmeme sebebiyet verdi. Açıkcası Türk filmlerini izlemiyordum bir sohbet ortamında filmi yüzeysel olarak dinledim ve sohbet ortamında filmi izleyenler ne kadar güzel oldugundan bahsettiler. Filmi izleye koyuldum ilk çalışmamda 10. dakikası idi sanırım kapattım. Sonra aradan bir süre geçti ve tekrar izlemeye başladım bu kez filmi sonuna kadar izledim. Film son 20 dakikasında beni mest etmeyi başardı. Filmin eleştirisel bakışı ise biraz daha fazla izleyiciyi yorabilirlerdi. Issız Adam biraz daha hayata karşı aktif olabilirdi yani bir spor ile ilgilenebilirdi bir sosyal yaşantısı olabilirdi en azından çok samimi bir arkadaşı olabilirdi. Güzel bir işi var severek yapıyor klasik İstanbul’a ailesini bırakan genç imajına bürünmüş fakat biraz daha fazla ailesine düşkün olsa insanlar daha bir kendilerini bulabilirlerdi. İlk sevişmeye başladıklarında bunu az daha gerçekleştiriyorlardı bazı şeyler daha zordur en azından kız biraz nazlanabilirdi. Ben senaryo ve özellikle oyunculuk bakımından beğendim fakat Marka Grup’un sahibi Cemil Ulusoy’un film hakkında ki yorumu ise filmin tamamen sıkıcı olduguna dairdi. Hatta bir kaç kere film hakkında Cemil Bey ile fikir çatışmalarımızda oldu. Kendisinin eleştirdigi nokta filmde zeka unsuru birşey olmadıgını böyle bir senaryo yazmanın çok zaman almayacagını kendisine ait film yapısına uymadıgını söyledi. Nitekim bazı konularda haklıydı film gerçekten çok zekice yapılmamıştı fakat son 20 dakikasını da izleyip tam bir yorumunu dinleseydim daha iyi olurdu. Şimdi son 20 dakikasını izlemeye kalkarsa o ilk 1 saatin tüm hazırlıklarınıda silmiş olacak ve son 20 dakika ona o kadar haz vermeyecek.

Devamını Oku

Yaşar ne Yaşar ne Yaşamaz

Dün akşam izledigim film benim için tam bir fiyaskoydu. Şafak sezerin “Kutsal Damacana” isimli filminden sonra çektigi bu filmi izlemem gerektigini düşündüm ve izlemeye koyuldum. Bu filmi izlememin tek nedeni kutsal damacana filmini begenmiş olmamdı. Şafak sezer’in filmlerinde dinsel konular mizahi acıdan hep ele alınıyor ben sanki bir art niyet güdüyorum bu olaylarda veya kendisi yaşadıgı cografyayı tüm dünya olarak tabir ediyor. Beceriksiz bir komutan misaliyle camur atacak veya tiye alacak şeyler alıyor. Unutulmamalıdır ki kaybedenler komutanlar kazananlar hep askerler olmuştur. Devlet dairelerimizde elbette bazı eksiklikler olabilir fakat Şafak’ın tiye aldıgı kadar da degildir. O tiye alma olayını yapabilirsin fakat devlet dairelerini bir gazino havasına veya kumarhane havasına büründüremezsin. Bu senide aşar izleyicileride aşar. İzleyicileri moron yerine koyman çok erdemli bir haraket olmamış. Filmden zevk almak adına belki bir kaç tane hatanı görmemezlikten gelebiliriz çünkü o filme para vermişiz ve gülmek için gelmişiz. Fakat hatanın sayısı çok ise aynı zamanda tiye aldıgın benim devletimin kurumları ise orada duracaksın.

Devamını Oku